KEKEMELİK

23 Mayıs 2025
KEKEMELİK

Özet

kekemelik nedir ? tedavisi ve sebepleri nelerdir ?

Kekemelik
Kekemelik, ilk insan topluluklarından beri görülen bir konuşma bozukluğudur ve bireyin diğerleriyle iletişimini ve etkileşimini engelleyen, konuşmanın doğal akıcılığını etkileyen bir konuşma bozukluğudur. Kekemeliğe ilişkin en eski yazılı kaynaklara eski Mısır resim yazılarında rastlanmaktadır. akıcı bozukluk olarak da bilinir.  kekemeliğe sahip kişiler çok sık olarak konuşma terapisi ne başvurmaktadırlar.
   
 

Kekemelik karakteristik özellikleri seslerin veya hecelerin tekrarlanmasını, seslerin uzatılmasını, aralıklı konuşmayı, yarım bırakılmış kelimeleri, seslerin üretilememesini, gereken kelime yerine bir başkasının kullanılmasını ve konuşma sırasındaki aşırı gerginliği içermektedir (Curlee ve ark).

 

Kekemelik Nedir?
 
Amerikan psikiyatri Derneği tarafından belirlenen kekemelik tanı ölçütleri şöyledir.(DSM-IV-TR, 2000)

 

A- konuşmanın  normal akıcılığında ve zaman örüntüsünde aşağıdakilerin  bir veya daha çok kez oluşmasıyla tanımlanan bozukluklar:


1. Ses ve hece tekrarları,

2. Sesleri uzatmaları,

3. ses, hece, sözcük eklemeler,

4. Tamamlanmamış sözcükler (örneğin, sözcük  içinde duraklama),

5. İşitilebilir ya da sessiz bloklar (konuşma sırasında doldurulan ya da doldurulamayan ara vermeler),

6. Dolambaçlı yoldan konuşma (söylenmesi sorunlu sözcüklerden kaçınmak için bu sözcüklerin yerine başkasını kullanma),

7.  Aşırı  fiziksel gerilimle üretilen sözcükler,

8. Tek heceli sözcük yinelemeleri

B. Konuşma akıcılığındaki sorun akademik, mesleki ya da toplumsal iletişimine zarar vermektedir.

C. Motor ya da duyusal bozukluk olduğu  taktirde konuşma güçlükleri genellikle  yukarıdaki problemlerle ilişkilendirilenlerden daha fazla olmaktadır

Kekemelik Teorileri

Yapısal Faktörler:
Birçok çalışmada kekemeliğin kalıtsal  komponenten kaynaklandığını göstermektedir. Kalıtsal  komponent ve kekemeliğin erken başlangıç öyküsüne bağlı olarak bazı anatomik ve nörofizyolojik belirtilerin kekeme bireylerde artabileceği bildirilmiştir (Lutz Janke)
Gelişimsel ve Çevresel Faktörler:

Kekemelik etiyolojisinde  çevresel faktörler en önemli bir yer tutmaktadır . Çalışmacılar yaptıkları araştırmalarında; sosyal çevrede görülen akıcı konuşma beklentisinin, çocuklarda kekemelik gelişiminde belirleyici olduğunu söylemişlerdir (Bloodstein)

Lateralite:


Yetersiz  Serebral dominans  teorisinde kekeleyen kişilerin pek çoğunun sol elini kullanması ve sağ elleriyle yazmaya zorlanmaları kekemeliğin ortaya çıkmasına neden olabilir . Beynin sol yarıküresinin  normal insanlarda ki gibi başat olmaması sonucuna varılmış ve  konuşma sürecinde  bu durumun ses, sesletim ve solunum sistemleri arasındaki  kas ve aerodinamik koordianasyon bozukluğu yaratarak  kekemeliğe neden olduğu iddia edilmiştir.  Fakat araştırmalar konuşma esnasında iki yarı küre baskınlığını ortaya koyamamıştır (Curlee)

Diagnosojenik Teori:

Bu kurama göre; çocuğun gelişimsel bir özellik olarak gösterdiği konuşma bozukluğuna karsı, anne babanın göstermiş olduğu uygunsuz tepkiler, çocuğun konuşmasının daha da bozulmasına yol açmaktadır. Çocuk, ebeveynlerinin aşırı endişeli ve cezalandırıcı tutumu karsısında, korku, engellenme ve kaçınma davranışları göstermektedir. Bu gibi duygulanımlar, hece ve ses tekrarlarını kalıcı hale getirmektedir. Zamanla uzatma ve duraklamalar artmakta ve bozukluk süreklilik göstermektedir((Shames ve ark).

İletisimsel Basarısızlık (Communicative Failure/Anticipatory Struggle) Teorisi:

Bloodstein ’ın bu kuramı “ İletişimsel Başarısızlık Kuramı” olarak  bilinir. Bu kurama göre çocuk konuşmaya çalışırken korku ve başarısızlık deneyimi yaşarsa kekemelik ortaya çıkmaktadır(Bennett).

 

Talep ve Kapasite Modeli:


Wendell Johnson’nın “diagnozojenik-semantojenik” kuramı, 1940-1970 yılları arasında en yaygın olarak benimsenen kekemelik kuramıydı (Shames ve ark., 1998). Bu kurama göre; çocuğun gelişimsel bir özellik olarak gösterdiği konuşma bozukluğuna karsı, anne babanın göstermiş olduğu uygunsuz tepkiler, çocuğun konuşmasının daha da bozulmasına yol açmaktadır. Çocuk, ebeveynlerinin aşırı endişeli ve cezalandırıcı tutumu karsısında, korku, engellenme ve kaçınma davranışları göstermektedir. Bu gibi duygulanımlar, hece ve ses tekrarlarını kalıcı hale getirmektedir. Zamanla uzatma ve duraklamalar artmakta ve bozukluk süreklilik göstermektedir
 
Starkweather (1987) tarafından geliştirilen bu model kekemeliği organik ve çevresel etkileşim süreçleriyle birlikte açıklamaktadır. Çocuğun akıcı konuşma kapasitesi (motor, dilsel, iletişimsel, sosyo-duygusal), çevrenin konuşma talebini karşılayamadığı zaman kekemelik veya akıcılık bozuklukları meydana geliyor

TERAPİ TEKNİKLERİ:

Ritim Terapi

Şu an dünyada en yaygın kullanılan terapi tekniğidir. Kekeme vakalarda, konuşmanın melodik ve ritmik özelliği
bozulmuştur. Bilindiği gibi kekemelerin çok büyük bir kısmı şarkı söylerken ya da  ritim gerektiren tümcelerde (şiir, ard arda gelen günleri, ayları sayarken….) takılmazlar. Bu nedenle ritmik ve metodik konuşma terapisinin kekemelere yardımcı olacağı düşünülmektedir(Belgin ve ark.) Ritim terapi bu özellikten hareketle konuşmaya ritim kazandırarak akıcı bir konuşma sağlamaktadır. Bunuda birşey okur yada konuşurken elle vurul teknikleri kullanılmatadır. Litaratürde bu tekniğin başarılı olduğuna dair bir çok yayın vardır. Yapılan birçok çalışmada işitsel ritm ve müziğin, terapatik amaçla etkili olarak kullanılabileceği gösterilmiştir ( Thaut ve ark.).

Fluency Shaping  

Bu yöntem, rahat, yavaş  ve farkında ve bilinçli olarak konuşma tekniğini içerir. Bu teknikle önce vokal kordlar rahatlatılmakta sonra rahat nefes alma sağlanmaka enson ise sert ünlüler yavaş ve uzatmalı söylenilerek akıcılık sağlanmaya çalışılmakdır. Uygulaması biraz zor bir tekniktir (Speech-Language Pathology).

Gecikmiş İşitsel Geribildirim (DAF)

Öncelikle DAF ele alındığında, daha çok gelişimsel kekemeliği olan hastalarda (%90 ve üzeri) geribildirimin gecikmesinin kekemeliği oldukça çok azaltılabileceği uzun zamandır bilinmektedir  ve  DAF birçok terapi programında kullanılmaktadır. Bu teknikte kişinin kulağında bir kulaklık vardır. Bu kişi bir mikrofona konuşur ve kendi senin 1 sn sonra kulaklıktan duyar. Bu tekniğe DAF ( delayed auditory feedback- geciktirlmiş işitsel geri bilidirm) denilmektedir.

 

DAF’nin etkileri üzerinde sergilenen akıcı olmama durumunun etkileri üzerine gerçekleştirilen sistematik araştırmalar oldukça azdır, fakat klinik gözlemler DAF’nin akıcılık sorunlarının büyük kısmını kesilmelerin oluşturduğu bireylerde, daha çok tekrarlamalar ve uzatmalar sergileyen kekeme bireylere nazaran daha etkili olabileceğini öne sürmektedir. Genel olarak, DAF konuşma oranını azaltır, DAF yükseldikçe gecikme süresi de uzar ve DAF büyüdükçe azalma oranı da artar. Akıcılığı sağlayan şeyin aslında konuşma oranının azaltılması olduğu öne sürülmektedir (Guitar,  B.  ).

Adımlama (Stepping) Tekniği:

Kekeme hasta gruplarının terapotik süreçlerinde karşılaşılan en büyük sorun nefes ile konuşma arasındaki ilişkinin tam olarak kurulamamasıdır. Kekekme kişi terapinin ilerleyen  süreçlerinde dahi nefessiz konuşmaya devam etmektedir. Bu durumda gerginlik ve konuşmada takılmalar sürmektedir.

Adımlama tekniği ile konuşma ve nefes arasında güçlü ve sürdürülebilir bir bağ kurulmaktadır. Teknik son derece basit, kolay ve kullanışlıdır. Konuşma ve nefes belirli bir adımlama ve nefes tekniği ile bölümlere ayrılmaktadır. Adımlama tekniği kolay ve fonksiyonel  olduğu için dirençli kekeme grupları da dahil olmak üzere terapi deneyimlerimde başarıyla uygulanmaktadır. Bu teknikle ilgili ilerleyen günlerde bilgilendirici toplantı ve kurslar düzenlenecektir. 

Mehmet UYAR

İşitme Konuşma ve Ses Bozukluları Uzmanı